Karşılaştığımız Problemleri Nasıl Yönetebiliriz?

Problemlerle nerede karşılaşırsak karşılaşalım önemli olan onları ele alış şeklimizdir. Problemi ister özel hayatımızda, isterse yönettiğimiz şirkette veya sosyal hayatta yaşayalım önemli olan düşünce modelimizdir.

Düşünce modelimiz gerçekçi ve rasyonel ise, bu problemleri çözmekte başarılı oluruz ve olabildiğince az problem yaşarız.

Diğer taraftan eğer sağlıklı bir düşünce modelimiz yoksa konuların yalnızca adı değişir, sebepleri değişir ve farklı kişilerle, farklı zamanlarda benzer problemleri tekrar tekrar yaşamaktan kendimizi koruyamayız.

O halde ne yapmalıyız? Eğer bir problemden ötekine mekik dokuyorsak, hayatımız bir drama ise, yeterli olamadığımızı düşünüyorsak düşünme şeklimizi sorgulamalıyız ve daha sağlıklı bir düşünce modeli oluşturmalıyız.

Dünyada herhangi bir durumun ortaya çıkabilmesi için gereken bir ortam vardır, eğer bu ortam sağlanırsa bu durum ortaya çıkabilir, benzer şekilde ortam yaratılmazsa durum da oluşmaz. Biz bu ortamı yönetebilmeliyiz.

A. Problemleri yönetebilmek için

  1. Neyi problem/sorun olarak tanımlıyoruz? (Öncelikle ona karar verelim, farkında olalım, bir başkası için muhtemelen sorun olmayabilir ancak biz neyi problem olarak tanımlıyoruz? Problemin ne olduğunu bilmezsek onu engelleyemeyiz.)
  2. Bu problem hangi sebeplerden ötürü çıkabilir? Kaynakları nelerdir?
  3. Bu probleme zemin hazırlayacak şartlar nelerdir? Hangi durumlarda bu problem ortaya çıkabilir? Hangi durumlar problemi karmaşıklaştırır, çözümsüzleştirir?
  4. Problemin çıkabileceği durumlar/şartlar bizim kontrolümüzde midir? (Bize mi bağlı? Dış etkenlere ne kadar bağlı?)
  5. Problemin oluşmaması için 2.3. adımda belirlediğimiz sebeplerin, şartların oluşmasını engelledik mi?
  6. Eğer bu problemle karşılaşırsak nasıl hareket edeceğiz? Bir çözüm planımız var mı?

B. Problemle karşılaştığımız anda

  1. Bu problemi niçin yaşıyoruz?
  2. Bu noktada bizim hatamız nedir? Neyi düşünemedik? Neyi öngöremedik? Neyi kontrol altına alamadık?
  3. Bu problemi en az zarar ile tecrübe edebilmek için neler yapabiliriz?
  4. Problemin artmaması için ne gibi tedbirler alabiliriz? Kimden yardım alabiliriz?
  5. Bu problemden ne öğrenebiliriz?
  6. Başkaları bu problemi nasıl çözüyorlar, iyi tecrübeler nelerdir?

C. Problemi deneyimledikten sonra

  1. Bu problemi tekrar yaşamamak için neler yapmalıyız?
  2. Bu problemi yaşamamıza sebep olan zayıf yanlarımız nelerdi?
  3. Bu zayıf yanlarımızı nasıl güçlendirebiliriz? (zaman önemli)

Başkalarına kızmak, suçlu aramak, mazeret göstermek yaşadığımız şeyi hafifletmez. Yalnızca başkalarının bizim hakkımızda ne düşüneceklerini biraz yönlendirmiş olabiliriz. Gerçekte hangisi daha önemli, bizim ne yaşadığımız mı, başkalarının ne düşündüğü mü?

Nasrettin Hocanın fıkrasındaki gibi, hırsızın hiç mi suçu yok demek, belki içimizi bir nebze rahatlatabilir ancak zararımızı karşılamaz. Bu nedenle biz sorumluluğu üstümüze alalım ve olabildiğince az sorunla karşılaşmak için üstümüze düşeni yapalım.

Bu sorular bizim yol haritamız olsun. Yaşadıklarımızla ilgili kendimize soru sormaktan çekinmeyelim, hatta bolca soru soralım.

Sevdiklerimizi koruyabilmek bu soruları onlara da soralım, düşünmelerini sağlayalım. Sormaktan korkmayalım ve de düşünmekten.

Neden bu durumu yaşıyoruz? Sebepleri neler? Kendimizi nasıl koruyabiliriz? Neler yapmalıyız?

5 Comments Kendi yorumunu ekle

  1. muhsinaltun dedi ki:

    Eski başkandan iki küçük katkı:
    Her sorun çözümünün bulunduğu yerde ortaya çıkar (K. Marx)
    Hayat problem çözmektir (K. Popper)
    Eline sağlık, sevgiyle kal (M. Altun)

    Liked by 1 kişi

  2. Zeynep Yılmaz dedi ki:

    Bu durumda daha iyi bir başlık kullanabilirim, Problemleri Yönetebilmek için nasıl düşünmeliyiz?

    Liked by 1 kişi

  3. muhsinaltun dedi ki:

    Doğru. Problemlerden kaçınmak, problemleri yok etmek ya da transfer etmek her zaman mümkün olmadığına göre, doğru olan onu yönetmektir. Problemi yok etmek bize bir şey öğretmez. Unutmayalım: İnsanlar önlerine yalnız çözebilecekleri sorunları koyarlar; ya da çözüm yoksa sorun da yoktur.

    Liked by 1 kişi

  4. muhsinaltun dedi ki:

    Marx ve Popper’den yaptığım alıntılar yanıltmasın. iki düşünürün yaklaşımları bir birine zıttır. Şahsen Marx’a daha yakın durduğumu görenler şaşırıyor. Oysa egemen ‘uygarlıkçı’ bakış açısı, çoğunlukla ortada bir sorun varmış ve insanlar da bu soruna karşı çözüm(ler) üretiyorlarmış gibi düşünmemizi ister ya da bana öyle geliyor.
    Bana göre işin aslı, önce bir ‘çözüm’ün geliştirildiği, daha sonra bu çözüm üzerinden bazı ‘sorun’ların çözüldüğü şeklindedir. Yoksa insanların, örneğin dışsal bir baskının dayattığı çözüm arayışı içinde herhangi bir icatta bulunduklarını savunmak, ilişkilerin “diyalektik” niteliğini yadsımaktır. Asıl yadsınması gereken, sorun-çözüm doğrusallığıdır. İlişkilerin ‘karşıtlıklar’ içeren doğası ile maddi nitelikleri birlikte ele alınmalı. Sorun ile çözüm, tez ile anti-tez aslında iç içedir. Neyse, bu kadar felsefe yeter(:-)

    Beğen

  5. Zeynep Yılmaz dedi ki:

    Felsefe hiçbir zaman yetmez:) Kalemimizi korkak alıştırmayalım 🙂

    Beğen

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s