Manipüle Olmamak İçin Kendimize Sormamız Gereken 5 Temel Soru

Günümüzün popüler kelimelerinden biri: manipülasyon. Türk Dil Kurumu sözlüğüne göz attım, açıklamada yetersiz kalmış.

Birini yönlendirmek, etkilemek ancak bundan bir kazanç elde etmeyi ummak, gerekirse kişinin zararına olacak şekilde bu yönlendirmeyi yapmak diyebiliriz. Manipüle etmek bu bakımdan olumsuzluk taşır, çünkü karşı taraf bizim menfaatimizi, çıkarlarımızı düşünmez, kendi amacı doğrultusunda yani kendini önceliklendirerek bizim zararımıza dahi olsa bizi aracı edebilir.

Birinin bize akıl vermesi, bizi etkilemeye çalışması, bizi yönlendirmesi manipülasyon değildir, bizi düşündüğü, bizimle empati yapabildiği sürece. Kişinin bizi düşünebilme kapasitesi her ne kadar düşük olabilecek olsa da iyi niyet dikkate alınır.

Manipülasyonun olumsuzluğuna razı olduk, hemfikiriz, peki ne yapmalıyız? Birilerine, “Beni manipüle etme!” diyebilir miyiz? Hayır! Kişiler konuşurlar, ister iyi niyetli ister kötü niyetli olsunlar hepimizin milyonlarca düşüncesi, bakış açısı, varsayımları var ki bunları paylaşmaya bayılırız. Yani kendimizi bu etkilerden soyutlamak, insanları susturmak mümkün değil kaldı ki artık birçoğu subliminal diyebileceğimiz şekilde bize iletilebilmekte. Köfte ekmek ilişkisinde olduğu gibi, ne kadar çok teknoloji, o kadar çok etki altındayız diyebiliriz.

Elimizde ne var? Kocaman bir cevap:Kendimiz.

Biz kendimizi korumalıyız, olumsuz yönlendirmelerden, manipülasyonlardan. Biz bilinçli olmalıyız. Kararlı olmalıyız. Ne istediğimizi bilmeliyiz. Bize neyin uygun olup olmadığını bilebilmeliyiz. Biz kendimizi bilmezsek, bu nice manipülasyona davettir.

Şimdi düşünebiliriz, manipüle olursak ne olur? Açalım, şöyle düşünelim, bizim için uygun olanı değil de başkalarının amacına hizmet eden şeyleri seçersek ne olur? Her şeyden önce kendimiz için verebileceğimiz en iyi kararı verememiş oluruz. Bizim için iyi olandan ne derece uzaklaşabileceğimiz, ne denli vasat kararlar verebileceğimiz bizim potansiyelimize, karşı tarafın etkileme gücüne kalmış diyebiliriz.

Bir Kadının Portresi adlı romanda Henry James, etki altında kalınarak verilen yanlış bir evlilik kararını anlatır. Yaptığımız yatırımlarda manipüle olduğumuzu düşünün, ekonomimiz bundan nasıl etkilenirdi? Arkadaşlıklarımızı, ilişkilerimizi düşünün, sürdürdüklerimizi ve sürdürmediklerimizi. Yaşadığımız şehir, eğitim hayatımız, çocuklarımızın geleceği, nasıl yönetildiğimiz. Hangi gruplara dahil olduğumuz, onlar için neler yaptığımız, nelerden vazgeçtiğimiz?… Kararlarımızı nasıl veriyoruz?

Biz bilinçli olmalıyız. Düşünmeliyiz.

  1. Böyle bir karar vermeye, seçim yapmaya ihtiyacımız var mı? Önceliklerimiz arasında mı bu konu?
  2. Bu karar, seçim bizim amaçlarımız ile uyumlu mu? Bizi amaçlarımıza yaklaştıracak mı? Bize nasıl hizmet ediyor?
  3. Bu kararı vererek, seçimi yaparak nelerden vazgeçiyoruz? Vazgeçtiklerimizin bizim için değeri ne?
  4. Bu seçimden, karardan ayrı olarak konu ile ilgili başka hangi alternatiflerimiz var? Hepimizin en görünür, yakın, güncel olanı seçmeye yatkınlığı var, bunu göz önünde bulundurarak düşünelim.
  5. Kararlarımızdan, seçimlerimizden kimler direkt olarak etkilenecek, olumlu ya da olumsuz? Ve nasıl etkilenecekler? Ve de dolaylı olarak kimler etkilenecek?

Her an en basitinden kompleksine onlarca karar veriyoruz. Duralım ve düşünelim:

Bu kararı kendimiz için ve bizim için en iyisi olduğu için mi veriyoruz?

One Comment Kendi yorumunu ekle

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s