Üniversite Dönemini Nasıl Geçirmeliyiz?

Bize uzun gelse de çok hızlı geçecek 2, 4 veya 4+ senemiz var. Oldukça hızlı geçeceği bir gerçek. Biraz da zorlanacağız tabi ki. İyi kötü, güzel çirkin anılar biriktireceğiz.

Geçer mi derken bir de bakacağız ki mezun oluvermişiz. Hal böyle olunca, bir de bakmışız hallerine hazırlıklı olabilmek, bu nadide dönemi olabildiğince doya doya, bolca hatıra biriktirerek, bolca kendimizi geliştirerek daha iyi geçirebilmek için şimdiden hazırlıklara başlamalıyız.

Bizden önceki dönemlerden hep duymuşuzdur “Bize söyleyen olmadı”, “bize yol gösteren olmadı” diye. Artık var:) Artık zamanımızda neredeyse her şey  var, yeter ki doğru yerlere bakmayı bilelim ve de bakalım.

İşte hazırladığımız olmazsa olmazlarımız, muhakkak olsunlarımız sizler için:

Eğer hazırlık sınıfı okuyacaksak

Orta öğrenimden iyi bir yabancı dille gelmiyoruz, veya biz bu İngilizce konusunu bir türlü halledemedik üstüne üstlük de hazırlık sınavını geçemedik ve bu sene hazırlık öğrencisiysek sıkıntı yok arkadaşlar, yoğun bir senenin ardından biraz dinlenmek bizim de hakkımız. Rahat nefes alalım.

Ama hazırlığın da şöyle bir sıkıntısı var: biraz fazla dinlenme modunda olursak sene sonunda kalma ihtimalimiz bir ihtimalden çok daha yakın olabiliyor. Bunu da hiç istemeyiz çünkü zaten hazırlık okuyarak şimdiden bir sene kontenjanını doldurduk bir de aynı dönem arkadaşlarımız bölüme geçip de biz tekrar hazırlıkta kalırsak motivasyonumuzu fazla riske etmiş oluruz, en iyisi mi ne biz kalalım ne de arkadaşlarımız bizsiz kalsın.

Hazırlık sınıfını bolca gözlem yaparak, ortamı koklayarak, arkadaş yaparak geçirebiliriz. Eğer önümüzdeki aylarda veya seneye eve çıkmayı düşünüyorsak şimdiden müstakbel ev arkadaşı arayışlarına ayak üstü sohbetler ile girebiliriz.  Yeni bir şehirdeysek şehri tanıyarak geçirebiliriz. Kampüs hayatını bolca yaşayabiliriz. Üniversitenin kulüplerini keşfedebiliriz. Geçen senelerde özlediğimiz, mahrum kaldığımız hobilerimize, okumak istediğimiz romanlara, izlemek istediğimiz filmlere yoğunlaşabiliriz.

Bu arada yabancı dil, özelde İngilizce, her zaman çok işimize yarayacak, hem özel hayatımızda kişisel gelişimimiz için hem de iş hayatımızda, hemen hemen her yerde. Bu nedenle bu seneyi İngilizce açısından da çok verimli geçirmek ve dil konusunu bu hazırlık döneminde cepte bilmek çok önemli. İlerliyoruz.

Üniversitede evde kalmak

Arkadaşlar herkesin hayalidir, anne babalar biraz mesafelidir, yapacak çok şey var:)

Nedir evde kalmanın esprisi derseniz, en klişe şekliyle, kendi ayaklarınız üstünde durabilmeyi öğrenmektir ve bu pratiği bolca yapmaktır diyebiliriz.

Büyük bir avantaj sağlar: Bir evin yönetimini öğrenirsiniz, basit sanılan faturalar alt alta toplanır, mutfak masrafı, deterjanlar, yakıt, aidat derken ev bütçesini yapmayı öğrenirsiniz; yemek yapmayı denersiniz, mezuniyet yaklaşırken bir de bakmışsınız iyi birer şef olmuşsunuz; arkadaşlarınızla daha çok vakit geçirme ve  daha konsantre ders çalışabilme imkanlarınız olur. Komşuluk ilişkilerini ilk defa siz yönetirsiniz, sorumluluğunuz artar. Eve gelen bir tabak yemeğe karşılık tabak nasıl geri verilir öğrenilir. Taşınma, kira artışı, kira sözleşmesi derken hayata ve ekonomiye yavaş yavaş adım atılır.

Bunlar da evde kalmayı cazip yapar mı, bizce yapar. Çünkü birçoğumuza maalesef evlerimizde hiç sorumluluk verilmez ve görece izole bir hayat yaşarız. Bu nedenle eğer imkanınız varsa üniversite öğreniminiz boyunca öğrenci evi deneyimini yaşamanızı tavsiye deriz. Eğer ailenizin bulunduğu şehirde okuyorsanız veya yurtta kalıyorsanız en azından eve çıkmış arkadaşlarınızla yakın olup o havayı solumak da iyi fikir olacaktır veya hiç değilse evde artık sorumluluk almaya istekli olmak da.

Asıl mesele, dersler

Eğitim hayatımızdan beklentimiz bizi iş hayatına, kariyerimize hazırlamasıdır. Dersler belki bunun %50’sinden fazlası değildir. Ancak ders notu ortalamamızın, transkriptimizin bu sürece etkisi kesinlikle %50’den çok daha fazla.

Şöyle ki, derslerde gördüğümüz bilginin %60’ını unutacağımızı varsayarsak, nedir derslerden bizde kalan, bakış açısıdır. Bu da çok önemlidir. Yorum yapma yeteneğimizdir, çözüm bulma yeteneğimizdir. Kalan %40’lık bilgimizle, geliştirdiğimiz bakış açımızla, temelimizle iş hayatında oldukça başarılı olabiliriz.

Şimdi asıl önemli kısımlara gelelim: Not ortalamamız. Bu kısım önemli. Not ortalamamız her zaman karşımıza çıkacaktır: Üniversite bünyesindeki değişim programlarında öğrenci seçilirken, burs için başvurularda, üniversitede akademisyen olarak kalmak istediğimiz zaman, başvuracağımız yüksek lisans programlarında, hocalarımızdan referans mektubu isterken, ender olarak da iş başvurularında. Her zaman karşımıza çıkacaktır. Bu nedenle olmazsa olmazımız not ortalamamızdır. Üniversite döneminde yapmak isteyeceğimiz her şeyi hemen mezuniyet sonrasında da yapabiliriz, tüm eğlenceleri, gezileri ancak, Sezar’ın hakkı Sezar’a der, bu not ortalamasını üniversite süresince elde etmemiz gerektiğinin altını çizeriz. Bu kısımda herhangi bir esneklik yok, eğer sınırlarımızı bilirsek oyunu daha güzel oynayabiliriz. Bu kısım cepte.

Yurt dışı deneyimi

Arkadaşlar öğrenciyken her şey çok daha kolay, bunu unutmayalım. Öğrencilere biletler daha ucuz, oteller daha ucuz, bazı müzeler ücretsizdir. Dahası öğrencidir parası yoktur denir, hayat bize güzeldir.

Bu nedenle bu kolaylığı ülkemiz dezavantajlarını düşünerek iyi değerlendirmeliyiz. Üniversite süresince yapılan Erasmus gibi yurt dışı değişim programları, AB gönüllülük projeleri, work & travel programları, staj ve diğer tüm hareketlilikler bize çok şey katacaktır. Özgüvenimizi geliştirecektir, gelişmiş ülkeleri incelemek farklı kültürleri görmek kişisel gelişimimize yardımcı olacaktır. Ayrıca dil açısından da pratik yapma imkanı verecektir. Eğer yüksek lisans düşünüyorsak belki okul araştırmalarımız için bize veri sağlayacaktır. Belki de hayatımızda vereceğimiz önemli kararlarda bize referans olacaktır. En basiti “Ben Danimarka’dayken…” diye başlayan sohbetlere içerik sağlayacaktır.

İş hayatında da muhakkak öne çıkmamıza yardımcı olacaktır.  Mesela herhangi bir yurt dışı seyahati olacağı zaman tecrübeli olmamızdan ötürü tercih sebebi olabileceğizdir, tabi amirimiz “Bu arkadaşınız hiç yurt dışına çıkmamış, bu geziye o katılsın” demezse.

Stajlar, teknik geziler, kariyer günleri

Üniversite döneminde bir bakarsınız 1. sınıfsınızdır, bir bakarsınız 3. sınıf olmuşsunuz. Bazen hocalarımız, asistanlarımız, üst dönemlerimiz bizi yeterince yönlendiremeyecek olabilirler, çünkü kalabalığız. Unutmamamız gerekir ki bu süreç aslında iş hayatına hazırlandığımız süreçtir. Bu nedenle mezun olmaya yakın aklımızda, elimizde bir şeyler olsun isteriz. Mesela nerede çalışmak istiyoruz? Kendi mesleğimize uygun ne tür bir iş yapmak istiyoruz? Şirketleri, firmaları tanıyor muyuz, hangisini tercih etmeliyiz? Yüksek lisans yapacak mıyız? Hangi üniversite, hangi alan bizim için daha iyi olacaktır?…

Tüm bu soruların cevaplarını üniversite döneminde aramaya başlamak bize zaman kazandıracaktır. İş hayatına dair fikir edinebileceğimiz kariyer günlerini, teknik gezileri, staj programlarını, hiçbirini ıskalamayalım.

Kariyer günlerinde üniversitemize gelen konuşmacılar genelde oldukça iyi şirketlerin üst kademe yöneticileri olmaktadır. Mezun olduktan sonra bu kişilere ulaşmamız oldukça güç olabilecektir, ancak hazır onlar kampüsümüze, bize gelmişken, ilgi göstermemiz, kendilerini, şirketlerini, bakış açılarını anlamamız ve bize tavsiyelerini dinlememiz alacağımız kararlar için bir veri oluşturabilecektir. Onlardan ilham almaya çalışalım. Fırsat yakalayıp kendileri ile sohbet edelim, kartlarını alalım. İleride belki bu küçük sohbeti kendilerine hatırlatarak şirketlerine ne derece ilgi duyduğumuzu anlatma olanağımız olur. Fırsatları değerlendirelim.

Stajlar ve teknik geziler için de fırsatları değerlendirmek geçerli. Sektördeki firmalara, şirketlere mezun olduktan sonra girmek oldukça zordur, sizi neden içlerine alsınlar eğer sizi istihdam etmiyorlarsa. Ancak, öğrenci olarak her kapıyı açabiliriz. Bu yüzden öğrenciliğimizde doğru kapıları çalmamız, bize açılan kapıları da çok iyi değerlendirmemiz büyük önem taşıyacaktır. Bu nedenle gerçekten iyi stajlar ayarlayabilirsek ve stajlarımızı büyük bir ciddiyetle gerçekten gözlem yaparak ve öğrenerek geçirebilirsek sektörle ilgili ufak ufak bir şeyler öğrenmeye başlamış sayabiliriz kendimizi.  Belki de sektörde iyi bir bağlantı kazanmış sayabiliriz kendimizi ve belki de staj yaptığımız yer müstakbel iş yerimiz olacaktır, gösterdiğimiz performansa bakarak bize mezun olduğumuzda teklifte bulunacaklardır. Kim bilir, öğrendiklerimiz de cabası.  Aynı şey teknik geziler için de geçerli. Gözlem yapabileceğimiz, öğrenebileceğimiz, sektörden birileriyle tanışabileceğimiz ortamları oldukça iyi değerlendirelim. Ne istediğimize karar vermemize de yardımcı olacaklardır.

Yazları iyi değerlendirmek

Arkadaşlar, ne bu yazlar ne de sömestir tatilleri bir daha gelmeyecek. Tatillerimizi çok çok iyi değerlendirelim. Bir dakikasını bile boş, harcıalem harcamayalım.

İyi bir staj ayarlayalım, güzel bir tatile çıkalım, arkadaşlarımızla railtrain yapalım, yarı zamanlı bir işte çalışıp para biriktirelim, ailemizle bolca vakit geçirelim, yaz okulunda kalan dersleri vermeye çalışalım, kendimizi geliştirelim, kafamızı dinleyelim ama zamanımızı iyi değerlendirelim.

İyi arkadaşlar biriktirmek, bağlantılar kurmak

Tuhaf ama gerçek, şunun şurasında dünyada 5 milyarız ama aslında hayatımız boyunca öyle yüzlerce binlerce insanla tanışmıyoruz, tuhaf gerçekten.  Özellikle kendi yaşıtlarımızla, akranlarımızla olduğumuz ve sürekli yeni birileriyle tanıştığımız dönem okul yıllarımız, üniversite dönemimiz. Okul yıllarını biraz es geçebiliriz çünkü kendimizi de karşıdakini de pek fazla tanımıyoruz. Bu durumda elde var üniversite dönemimiz.

Üniversite dönemini arkadaşlık bakımından da zengin geçirmeye çalışalım. Güzel arkadaşlar biriktirelim, kendi bölümümüzden, başka bölümlerden. Öğrenci kulüplerini değerlendirelim, kampüs şenliklerini ve kampüs hayatını. Mezun olunca görüşebileceğimiz arkadaşlarımız olsun etrafımızda. Sonrasında iş hayatımız için de çok önemli olabiliyor, birbirimizden öğrenme, paylaşma sürecimiz devam ediyor.

Bu dönemde yaşadığımız duygusal ilişkilerimizi de muhakkak önemseyelim. Eğer gerçekten anlaştığımızı düşündüğümüz bizim için çok değerli birisi varsa ilişkimizi korumaya, sürdürmeye, zenginleştirmeye özen gösterelim. Birbirimizin kıymetini bilelim, daha önümüzde uzun yıllar var, ne olacağı belli olmaz diyerek iyi ilişkilerimizi de ıskalamayalım.

Son Sınıflara Doğru

Artık okul bitmeye yakın hazırlıklarımızı biraz daha yoğunlaştırmamız gerekecek.

Yüksek lisans düşünüyorsak okul, bölüm araştırmalarına çoktan başlamış olmamız gerekir. Yurt dışındaki okullar bir sene önceden başvuruları alır genelde. Başvurular için de gerekli dil sınavlarına, yüksek öğrenim için gerekli ALES veya muadili yabancı GMAT, GRE gibi sınavlara hazırlanıp başvurular için gerekli puanları almaya çalışmalıyız. Ne kadar yüksek o kadar iyi elbette. Ayrıca olmazsa olmaz referans mektupları için de  hangi hocalardan referans almak istiyorsak önceden hocalarımızla konuşup süreçte bunalmamalıyız.

Kamu düşünsek de düşünmesek de iş arama sürecinde bize yardımcı olacak sınavlardan bir tanesi de KPSS sınavı. Ön yargılı olmayalım, kamu düşünmüyorum demeyelim, kamuda oldukça rekabetçi ve iyi imkanı olan pozisyonlar mevcuttur. Mümkünse son senemizde bu sınavlara hazırlık yapabilirsek bir sene beklemek zorunda olmayız, mezun olmaya yakın sınava gireriz, bakarsınız uygun bir ilan denk gelir, istediğimiz işe hiç beklemeden bile girebiliriz.

Eğer planlı programlı olursak, bizi neyin beklediği konusunda fikrimiz olursa, sonraki adımları görebilirsek tüm bu süreçleri rahatlıkla koordine edebiliriz, kendimizi hazırlayabiliriz ve böylelikle minimum stres hissederiz. İnsan en çok karmaşıklıktan, bilememekten korkuyor, çekiniyor. Bilmeyecek bir durum yok, artık o kadar çok örnek var ki önümüzde, inatla bilmezlikten gelmeye veya yok saymamıza gerek yok. Bilinçli, planlı programlı olalım, daha başlamadan yolu yarılamış olalım.

Üniversite hayatımızı öyle bir yaşayalım ki, kendi ellerimizle, zorunlu bir müfredat olmadan, olmak istediğimiz kişi olabilmek için kendi hamurumuzu kendimiz yoğuralım, istediğimiz şekli verelim yine kendimize. Üniversite dönemimiz hayatımıza yön verdiğimiz, önemli kararlar aldığımız, kendimizi tanıdığımız ve anladığımız bir dönem olsun.

Sonrasında “Hazırım, vira hayat!” diyelim.

Bir Cevap Yazın

Aşağıya bilgilerinizi girin veya oturum açmak için bir simgeye tıklayın:

WordPress.com Logosu

WordPress.com hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Google+ fotoğrafı

Google+ hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Twitter resmi

Twitter hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Facebook fotoğrafı

Facebook hesabınızı kullanarak yorum yapıyorsunuz. Çıkış  Yap /  Değiştir )

Connecting to %s